Ekonomi verileri söz konusu olduğundan bardağın dolu tarafını görmeyi tercih edenlerdenim. Bu dolu tarafı seçerken temkinli olmayı da elden bırakmam. Öncelikle gidişatın beni ciddi anlamda ikna etmesi gerekir. Zira ekonomi söz konusu olduğunda her şey çok kaygan bir zemin üstündedir. Enseyi karartmamak tabiri bu hususta temek prensibimdir. Ancak gelinen süreçte ekonominin tam bıçak sırtı denilebilecek noktada olduğunu belirtmekte yarar var. Mevcut şartların bu aşamadan sonra nasıl yönetileceği krize ya da daha iyi bir toparlanma sürecine evrilmemizi sağlayacaktır.

BIST Nasıl Seyrediyor?

BIST şimdiye kadar gördüğü zirveler düşünüldüğünde tam yarı değerinde denilebilir. Ama görmüş olduğu en düşük değerden de yaklaşık olarak beş katı yüksekte! Ancak BIST’i etkileyen en önemli unsur bankacılık sektörü olduğu için BIST’e bakarken her zaman bankaların değerini ön planda tutmakta fayda bulunmaktadır. Bankalar açıklanan bilançolara bakıldığında hala ucuzlar ya da pahallı değiller denebilir. Bu noktada bankaların kredi satışlarında bir patlama meydana geldiğini belirtmekte yarar var. Es kaza faiz ve kurda yükseliş meydana getirebilecek bir kriz yaşanmaz, tahvil faizleri ve kurlar bu ve bu seviyenin altında kalırsa, bankaların üç ve altı aylık karlarında geçen yıla oranla büyük bir artış gözlenecektir. Eğer bu durum oluşursa bankaların hisselerine olan ilgi yükselerek devam edecektir. Bankalarda meydana gelen yükseliş BIST’i rekor seviyeye taşıyacaktır.

Bankalar Zarar Ederse Sorunlar Başlar

Ancak bankaların ciddi risklerinin olduğunu söylemek bu aşamada yerinde olacaktır. Eğer siyasi gerilimler daha yüksek boyutlara tırmanır, ülke içerisindeki bu gerilimin ateşinde durulma olmazsa ve özellikle AB ile ilişkilerde müzakereler sonlandırılırsa o süreçte çok ciddi risklerin ülkemizi beklediği söylenebilir. Özellikle kredi değerlendirme kuruluşları tarafından Türkiye’nin notu daha da aşağıya çekilirse, bu aşamada kur ve faizlerde yeni yükselişler görülebilir. Kurda meydana gelen artışlar bankaların yurt dışı sendikasyon kredilerinde zarar etmesine, faiz artışları ise devlet kağıtlarından zarar etmelerine sebep olacaktır. Böyle bir sürece adım atılması halinde KGF benzeri uygulamalarla özel sektöre sağlanan kredi geri dönüşleri sıkıntıya girecektir. Eğer bu olumsuz tablo yaşanırsa, bu durumda kötü gidişin ihalesi devlete kalır. Kamu borçları ciddi oranda artar ve bu borçların nasıl karşılanacağı şüpheli hale düşer. Bu durumda ülkenin finansal ve ekonomik krize adım atmasına sebep olacaktır. Bu gelişmenin yaşanmasıyla da şu anda ucuz olarak tanımladığım ve yükselme potansiyelinin olasılığından bahsettiğim banka hisseleri yere çakılacaktır. Türkiye’den çekinen ve çıkış yapmak isteyen yabancı fonlar ellerindeki tahvilleri ve banka hisse senetlerini satışa çıkaracaktır.
Özellikle sat da çık denilen mayıs ayına sayılı günler kala, her sene olduğu gibi Borsaya ilginin giderek azalması bir durgunluk ve gevşeme dönemine girişin habercisidir. Türkiye’nin üzerindeki bu yüklerle bu sürece girmesi, siyasi gerilimlerle birleşince bıçak sırtı olan denge uçurum kenarında yürümeye dönecektir.

Umarım gelecek günler bıçak sırtının olumlu tarafına doğru savrulmamızı sağlar.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.